Tasarım Turu Kopenhag

Louis Poafcen, Fritz Hansen, Royal’Göpenhagen, Hay Design, Georg Jensen, Kvadratgibi alanında mükemmeli hedefleyen markaların showroomlarını gezdikten sonra Danimarka Tasarım Müzesi ile turu noktalamak… Bu bir iskandinav tasarım rüyası değil de ne?

Kopenhag için, dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı şehir diyorlar. Mutlu olmak için sebepleri çok! Tarihi, sarayları, kiliseleri, yüksek yaşam standartları ve özgürlükleri ile Kopenhag, iskandinav şehirleri arasında öne çıkan bir yıldız Benim ilgimi bu özelliklerinin yanı sıra, kişisel ilgi alanım olan iskandinav tasarım dünyasıyla çekiyor. 1950’lerde yükselen iskandinav tasarım hareketi, sosyal demokrasiyi temel alır, yani tasarımı herkes için erişebilir kılma anlayışını benimser.

Basit, minimalist, düşük maliyetli üretim ve herkes için tasarım fikirlerini esas alan Alvar Aalto, Hans Wegner, Bruno Mathsson, Arne Jacobsen, Tıas Eckhoff gibi büyük tasarımcıların ortaya çıkardıkları ürünler bugün hala güncelliğini koruyorlar.

GÜN 1 Tasarım turundaki ilk durağım aydınlatma vahası Louis Poulsen oldu. istanbul Changa Restaurant’tan hatırlayacağınız, Poul Henningsen tasarımı ‘PH Artichoke Lamp’in üreticisinin dört kata yayılan showroom’unda ışığın bir mekanı nasıl değiştirebileceğini dinledim. Karanlık bir coğrafyaya sahip Danimarka’da ev ve mekanların doğru ışıkla aydınlanmasını hedefleyen markanın Patera, Aj Table, PH Snowball, Toldbod gibi kült tasarımlarını görmek mümkün. Şehrin dışındaki Republic of Fritz Hansen atölyesi, gezinin en sevdiğim durağı oldu. içinde kronolojik olarak sıralanmış küçük bir koltuk ve sandalye müzesi bulunan atölyede Arne Jacobsen’in ünlü Egg Chair tasarımının tüm üretim aşamalarını heyecanla izledim. Markanın ürettiği tüm tasarımların güncel yorumlarının da çalışıldığı atölyede, bir çağdaş sanat galerisi bulunuyor.

Kopenhag’da alışveriş denince akla Stroget geliyor. Burası sadece yayalara açık olan rahat ve geniş bir cadde, ikinci gün ilk adresim, bu caddedeki mavi beyaz porselenleriyle 240 yılı geride bırakmış Royal Copenhagen’in ana showroom’u oldu. 400 yıllık muhteşem bir tarihi binanın dört katına yayılmış olan marka, porselen tasarımlarıyla mekanın her bir köşesini incelikle ve birbirinden farklı şekilde dekore etmiş. Markanın alameti farikası ‘Blue Fluted Plain’ desenini kaselere boyadığım workshop çok zor ama çok zevkliydi. Fabrikasında sırlandıktan sonra kasenin adresime gelmesi, seyahatten kalan harika bir hatıra oldu, iki yandaki kapıdan Georg Jensen’in gümüş dünyasına giriş yapabilirsiniz.

Trend belirleyen tasarımlara imza atan markanın zarif mücevher, sofra takımı ve heykelsi aksesuarlarının dünden bugüne tasarım geçmişini görebilirsiniz. Aynı meydandaki üçüncü durak, canlı ve rengarenk mağazasıyla Hay Design oldu. Önceki markalara kıyasla yeni olan markanın, iskandinav tasarım dilini güncelleyerek günümüze uygulamalarını inceledim. Burası Kopenhag’ı ziyaret edenler ve farklı bir hediye almak isteyenler için de harika bir seçenek! Nordhavn’da bulunan ana ofis ve showroom’uyla büyük bir alana yayılan köklü tekstil markası Kvadrat tasarım direktöründen yeni sezon kumaş trendlerinin yanı sıra tüm iskandinav tasarım markalarının birbiriyle iş birliğiyle çalışarak birlikte büyüdüklerini öğrendim. Gezim, tasarım tarihini özetleyen Danimarka Tasarım Müzesi ile son buldu. Danimarka’nın konumu itibariyle hem geleneksel yapıyı içinde barındırması, hem de dış dünyanın yeniliklerine açık olması bugün hala hayran olduğumuz, zamansız tasarımlar sundu tasarım dünyasına… Hayranlığımı pekiştiren bu geziyi mutlulukla sonlandırdım.

BAVULDA NE OLMALI?

Kopenhag yılın yarısından fazlasını soğuk ve karanlık günlerle geçiriyor. Diğer iskandinav şehirlerine göre daha güneyde olmasıyla bir nebze ılıman olsa da siz sıcak tutacak kıyafetler almayı unutmayın!

Tasarım Turu Kopenhag_1.jpgTasarım Turu Kopenhag_26.jpgTasarım Turu Kopenhag_2.jpgTasarım Turu Kopenhag_17.jpgTasarım Turu Kopenhag_0.jpgTasarım Turu Kopenhag_5.jpg

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir