Kategori arşivi: Blog

Ev dekorasyonları modelleri

Floransa’da ziyaret ettiğimiz mimar FRANCESCO DONNALOIA ve mimar MARINA VIVIEN LUCCIOLFnin dubleks çatı katı evi, vintage stilin güzel bir örneği olarak dikkat çekiyor.

Bu odanın aydınlatmasında lambaderler tercih edilmiş.

“Eskinin ruhunu ve onunla birlikte yaşamayı seviyoruz…” katları depo olarak kullanılıyormuş. Biz renovasyonu gerçekleştirirken üst katın tavanını açarak işe başladık. Böylece aydınlık bir çatı katı elde ettik. Mevcut odaların yerini değiştirmenin yanı sıra ilave odalar ekledik. Orijinalinde iki oda olan daireye kalabalık bir aile olduğumuz için dört odalık bir iç plan tasarladık. Manzaraya hakim konumlandırdığımız oturma odasının kemerli pencerelerinden şapellerin eşsiz görüntüsü seyredilebiliyor. Tarihi dokunun içinde yumuşak renkler ve detaylar kullandık. Her iki katın duvarlarını elden geçirdik ve binanın karakteristik elementlerini ortaya çıkartmak istedik,” diye anlatıyor mimar ev sahibi Francesco Donnaloia. “Dekorasyon çalışmalarımız 2013’ün Eylül ayında başladı ve Aralık ayında tamamlandı. Floransalı dekoratörler, artizanlar ve zanaatkarlarla çalıştık. Ev dekorasyonlari modelleri Onların yaratıcılıklarından esinlendik. Dekorasyonda öne çıkan unsurlar arasında vintage mobilya ve aksesuarlar var. Aydınlatmalar için antika pazarlarından bulduğumuz vintage tasarımları tercih ettik.

Evin genel paletinde grinin tonları, güvercin beyazı ve krem renklerini kullanırken bazı köşelerde çarpıcı renkler tercih ederek kontrast elde ettik. Evde az miktarda perde var. Onlar da en sade ve zarif çizgide seçildiler. Üst kat zeminindeki eski parkeleri elden geçirirken; giriş kat zeminine antik görünümlü seramikler döşendi. Halı ise hiç kullanmadık,” diye ekliyor ev sahibesi mimar Marina Vivien Luccioli. Ev sahibi çift, mimar olsa da tasarım mobilyalar yerine tercihlerini vintage parçalardan yana yapmış. “Özel tasarım ya da ünlü markalardan yeni mobilya ve aksesuarlar yok evimizde. Sadece vintage eşyalar kullanmayı tercih ettik. Bizce hepsi kendi tarzında özel ve koleksiyon niteliğinde,” diye belirtiyor. “Tarihi nitelikleri olan bir binada klasik antikalar yerine modern antikalar diyebileceğimiz vintage eşyalarla ev dekore etme fikri; ikimize de başından beri çok çekici geldi. Her zaman ikinci el eşyaların bize daha çok anlam ifade ettiğini ve yaşanmışlık ruhuna sahip olduklarını söyleyebiliriz. Dekorasyon stilimizde her zaman ‘bitmemiş ama yaşayan mekan hissi’ söz konusudur. Biz bu hissi seviyoruz,” diye ekliyorlar.

“Bu ev bizim kaçış noktamız. Kendi dünyamız. Her ev gibi bu da bizim özelimiz. Karakteristik binada karakteristik bir ev ortaya çıkarttığımıza inanıyorum,” olduğunu dile getirirken, “Projelerimizde de mekanları tasarlarken elegan atmosferler elde etmeyi kendimize hedef alıyoruz. Gelenekselle çağdaş stili kaynaştırırken, müşterilerimizin ihtiyaçlarını göz ardı etmiyoruz. Kendi evimizde de aynı mantıkla hareket ettik. Evin yüksek tavanları da avantaj oldu. Burası binanın çatı katı olmasına rağmen biz her iki katta da yüksekliği kaybetmedik. Bu da bize istediğimiz eşyayı seçmeye olanak sağladı. Aile büyüklerimizden kalma eşyaları tekrar günümüze kazandırmak ve onları severek kullanmak bize çok iyi hissettiriyor. Bu eşyaları, yıllar içinde antika ve ikinci el pazarlarından titizlikle seçtiğimiz parçalarla bir araya getirdik. Her ev, sahibine özel ve hastır. Bizimki de bize göre öyle diyebiliriz. Tarihi bir binada Rönesans ruhuyla her gün nefes almak, mesleğimiz açısından da bizi besliyor, düşündürüyor ve yaratıcılığımızı arttırıyor. Doğruyu söylemek gerekirse, biz modern, yeni yapılmış bir evde asla yaşayamazdık. Karakterimizi yansıtan bu evde çocuklarımızla yaşamaktan çok mutluyuz…” diyerek sözlerini tamamlıyor mimar Donnaloia.

ev-dekorasyonu-modelleri.jpgSalon-Dekorasyon12.jpgev-dekorasyonu-fikirleri-1200x900.jpg2016-ev-dekorasyonu-modelleri.jpgev-dekorasyon-modelleri-3.jpgsalon-dekorasyonu-nasıl-yapılır-modelleri.jpgyeni-ev-salon-dekorasyonu-modelleri.jpgev-dekorasyon-modelleri-3.jpgmuhte%C5%9Fem-ev-dekorasyonu-modelleri.jpg2016-ev-dekorasyonu.jpgyeni-ev-dekorasyonu-2.jpg

BRETZ

Yenilenen Bretz Nişantaşı mağazasında renkli bir çekim gerçekleştirdik, sorularımızı Bretz Genel Koordinatörü Merve Ata Arslan’a sorduk HAZIRLAYAN ŞAFAK ÜNAL FOTOĞRAFLAR BURAK TEOMAN

Nişantaşı ‘Bretz’in diğer şubelerinizden farkı nedir?

Burası lokasyonuyla da alakalı olarak bizim en dinamik, gerek vitrini gerek mağaza tasarımıyla en sık yenilediğimiz mağazalarımızdan biri. Maçka’da yan yana iki tane Bretz mağazamız 550 metrekareye yayılıyor, ikisi de tamamen el işçiliği lüks aksesuar ve mobilyaların yanı sıra yatak örtüsü ve perde gibi tekstil ürünlerimizin de satışa sunulduğu mağazalar. Köklü bir müşteri profilimiz var ve yabancı müşterilerimizin de en sık uğradığı mağazamız burası.

Tasarım ve üretim süreçleri nasıl gerçekleşiyor? Mobilyalarımızın tamamı babam Özcan Ata tarafından tasarlanıyor. Kendisi dünya trendlerini bitmek tükenmek bilmeyen bir hazla her saniye takip eder, dinamik bir tasarım zevki vardır. Kumaş seçimleri ve kombinleri konusunda tüm ekip mutlaka fikrimizi belirtiyoruz ama son noktayı genelde kendisi koyuyor. Üretim tamamen Kemerburgaz’daki fabrikamızda yapılıyor. olduğumuz için daha çok proje bazlı yani kişiye ve söyleyebilirim.

Dünyadan ya da Türkiye’den stilini en çok beğendiğiniz tasarımcılar kimler?

Andrew Martin, Philippe Starck, Kelly Hoppen. Sizce ideal bir mekan tasarımında konfor mu stil mi ön planda olmalı?

Hem stil sahibi ve rafine hem de konforlu bir mekan yaratmak sizin elinizde. Yeter ki ne istediğinizi iyi bilin ve profesyonel bir ekiple çalışın. Ayrıca tavsiyem her zaman klasikleşmiş, modası geçmeyecek gündelik trendlerden uzak, sizin kendi yaşam tarzınıza ve dinamiğinize uygun mekanlar yaratmanız olacaktır. 6retzcon7.tr

Ağırlıklı olarak ne tarz projeler gerçekleştiriyorsunuz? Kişiye özel tasarımlar

Bretz’e her türlü proje gelebiliyor. Bazen tüm odaları, salonu ve mutfağıyla, süpürgelik, kapı ve duvar giydirmeleri gibi sabit mobilyalarını da yapacağımız bir ev projesi, bazen bir restoran, otel, kral dairesi ya da lobi projesi, bazen de resmi konutlar, saraylar, belediye binaları projeleri geliyor. Bretz bünyesinde çalışan mimari ekibimiz bu projeleri süzgeçten geçirerek mekana özel ölçülendirme aşamasını gerçekleştirdikten sonra model ve kumaş seçimine sıra geliyor. Sonrasında iş müşteriiç mimarimalat müdürleri ve satış temsilcileri ayağından sorunsuz bir şekilde ilerliyor ve güzel bir sonuca varıyor. Tabii ki müşteriler ölçü ve zevklerine uyuyorsa mağazada gördüğü hazır

BRETZ_5.jpgBRETZ_10.jpgBRETZ_6.jpgBRETZ_3.jpgBRETZ_11.jpgBRETZ_13.jpgBRETZ_1.jpgBRETZ_12.jpgBRETZ_23.jpgBRETZ_20.jpgBRETZ_9.jpgBRETZ_15.jpgBRETZ_19.jpg

Evimi nasıl döşeyebilirim?

Girişi karşılayan ve evin odalarına uzanan dar ve uzun bir koridorumuz var. Duvar hissini yok etmek ve aynı zamanda da şık bir görüntü sağlamak istiyorum. Bunun için nasıl bir farklılık yaratabilirim?

Uzun koridorlar için mekanda farklılık etkisi yaratacak duvar kaplamaları mekanınızı görsel açıdan farklı kılacaktır. Koridor içerisinde ikinci bir yaşam alanına açılan holde aynı lambriden sürgü kapı yapılabilir, hatta bunu bronz çıta ve apliklerle daha görselliğe hitap edecek şık bir hale getirebilirsiniz.

S Ebeveyn yatak odamdaki dolap hacmi sınırlı, odanın içinde yer alan mevcut banyo bölümünü de içine alarak fonksiyonelliği arttıracak şekilde odamı nasıl tasarlayabilirim?

C Öncelikle yatak odasında kullandığınız malzeme eğer parke ise bu zemin malzemesini aynı şekilde banyonuzda da devam ettirebilirsiniz, böylece mekanın devamlılığını sağlamış olursunuz. Banyo kullanımını tam ortada bir duş ile bölerek; mekanı ikiye ayırabilirsiniz. Bölünmüş mekan hem depolama hem de diğer kullanım ihtiyaçlarınıza çözüm getirecektir. Hatta duş bölümünün ön tarafında ayna kullanmanız alanı olduğundan büyük göstermenize yardımcı olacaktır.

Evimi nasıl döşeyebilirim_4.jpgEvimi nasıl döşeyebilirim_0.jpgEvimi nasıl döşeyebilirim_7.jpgEvimi nasıl döşeyebilirim_1.jpgEvimi nasıl döşeyebilirim_14.jpgEvimi nasıl döşeyebilirim_13.jpgEvimi nasıl döşeyebilirim_9.jpgEvimi nasıl döşeyebilirim_3.jpgEvimi nasıl döşeyebilirim_6.jpg

Ev Dekorasyonu Hakkında Pratik Bilgiler

Siz hangisini daha çok seviyorsunuz bilmiyoruz ama bizce her mevsimin tadı ayrı. Mevsimlerden ilhamla Four Seasons Hotel Bosphorus Ziyafet Satış Direktörü Yeşim insel’in incelikli seçimleri ve yorumları ve Baş Aşçısı Sebastiano Spriveri’niıı lezzetli tarifleriyle hazırlanan dört farklı sofradan ilham alabilirsiniz.

Nasıl bir tema oluşturdunuz? Kışın yorgunluğunu ve ağırlığını üzerimizden attığımız, kıyafetlerimizle birlikte ruhlarımızın da hafiflediği bir mevsim bahar. Her şeyin yeniden hayat bulduğu bir mevsimde, renkler de hafif. Alabildiğine yumuşak tonlar, her yerde çiçekler hayatımıza bir huzur ve dinginlik katıyor. Bu duygulardan yola çıkarak bahar masasında her türlü pastel rengi bulunduran renkler seçildi. Çimlerin üzerine yerleştirilen masada kullanılan lale ve sümbüller. Buda heykelleri ile beraber anında yalın bir hava yakalamamıza yardımcı oldu. Tazelenmemiz için çilekli limonata.

Yemek olarak baharın tonlarını yansıtan leziz risotto ve tatlı olarak da bakmaktan yemeye doyamayacağınız makaronlar bahar masasını oluşturdu.

Davet hazırlarken ilk dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir? ister evinizde, ister otelde bir davet hazırlığı içinde olun, uygulayacağınız bir planınız olmalı. Başlangıç noktanız her zaman kendinizsiniz. Gelen konukların yaşı, tarzı, cinsiyeti ve davetin amacını göz önünde tutarak, menülerden, içeceklere, kuIlanılacak olan yemek takım 1 arından, çiçeklere kadar sizi yansıtan detaylar doğrultusunda hazırlıklarınızı yapmalısınız.

Mevsim Sebzeleri ve Fesleğen Pestolu RiSOTTO

MALZEMELER

RiSOTTO iÇiN: 35 gr carnaroli pirinci, 10 gr soğan 250 gr sebze suyu, 1 adet defne yaprağı, 10 gr parmesan, 20 gr tereyağı, 15 mi beyaz şarap. Tuz ve biber SEBZELER iÇiN : 10 gr bakla içi, 10 gr bezelye, 10 gr kuşkonmaz, 10 gr pancar, 10 gr havuç, 10 gr bebek havuç 15 mi zeytinyağı, Tuz ve biber GARNiTÜR iÇiN;: Taze baharatlar, sebze filizleri, yenilebilir çiçekler. 15 gr pesto HAZIRLANIŞI Pirinci, defne yaprağını ve soğanı tencereye koyup pişirmeye başlayın. Ayrı biryerde sebze suyunu kaynatın. Pirinç ısındığında beyaz şarabı ekleyin ve buharlaşmasını bekleyin, tahta bir kaşıkla karıştırın. Sebze suyunu pişme süresi boyunca yavaş yavaş ekleyin, sonra bezelye, kuşkonmaz ve baklayı ekleyin. Yaklaşık 18 dakika pişirdikten sonra pirinci kenara alın, önce terayağını ve ardından parmesan peynirini ekleyerek risottoyu bağlayın, zeytinyağı ekleyerek bu işlemi tamamlayın. Tuz ve biberini ayarlayın. Pancar ve havucu 1 cmxıcm küp şekilde doğrayıp, ayrı ayrı kaynayan sularda pişirin ve ardından buzlu suya alıp soğutun. Diğer tüm sebzelere de aynı metodu uygulayın ayrı tura tabağa alıp yayın diğer sebzeleri renkleri ortaya çıkacak biçimde dizin ve altlarına noktalar halinde pesto koyun. Yenilebilir çiçekler, aze baharatlar ve sebze filizleri ile sunumu tamamlayın.

ev.jpgKüçük-oturma-odası-dekorasyonu-için-pratik-bilgiler-1024x683.jpgdekorasyonda-kara-tahta-modasi-14.jpgkırmızı-deri-koltuk.jpgpratik-ev-kendin-yap-bilgileri-diy-siralio-24.jpgewfdscx_k.jpgferah-evler-için-ışıktan-yararlanın.jpgev_tavani_dekorasyon-6-2.jpgeve-giren-ışık-önemlidir.jpgmavi-dekorasyon-gen%C3%A7-erkek-odas%C4%B1.jpgmavi-döşenmiş-yatak-odası-tasarımı.jpg

Tasarım Turu Kopenhag

Louis Poafcen, Fritz Hansen, Royal’Göpenhagen, Hay Design, Georg Jensen, Kvadratgibi alanında mükemmeli hedefleyen markaların showroomlarını gezdikten sonra Danimarka Tasarım Müzesi ile turu noktalamak… Bu bir iskandinav tasarım rüyası değil de ne?

Kopenhag için, dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı şehir diyorlar. Mutlu olmak için sebepleri çok! Tarihi, sarayları, kiliseleri, yüksek yaşam standartları ve özgürlükleri ile Kopenhag, iskandinav şehirleri arasında öne çıkan bir yıldız Benim ilgimi bu özelliklerinin yanı sıra, kişisel ilgi alanım olan iskandinav tasarım dünyasıyla çekiyor. 1950’lerde yükselen iskandinav tasarım hareketi, sosyal demokrasiyi temel alır, yani tasarımı herkes için erişebilir kılma anlayışını benimser.

Basit, minimalist, düşük maliyetli üretim ve herkes için tasarım fikirlerini esas alan Alvar Aalto, Hans Wegner, Bruno Mathsson, Arne Jacobsen, Tıas Eckhoff gibi büyük tasarımcıların ortaya çıkardıkları ürünler bugün hala güncelliğini koruyorlar.

GÜN 1 Tasarım turundaki ilk durağım aydınlatma vahası Louis Poulsen oldu. istanbul Changa Restaurant’tan hatırlayacağınız, Poul Henningsen tasarımı ‘PH Artichoke Lamp’in üreticisinin dört kata yayılan showroom’unda ışığın bir mekanı nasıl değiştirebileceğini dinledim. Karanlık bir coğrafyaya sahip Danimarka’da ev ve mekanların doğru ışıkla aydınlanmasını hedefleyen markanın Patera, Aj Table, PH Snowball, Toldbod gibi kült tasarımlarını görmek mümkün. Şehrin dışındaki Republic of Fritz Hansen atölyesi, gezinin en sevdiğim durağı oldu. içinde kronolojik olarak sıralanmış küçük bir koltuk ve sandalye müzesi bulunan atölyede Arne Jacobsen’in ünlü Egg Chair tasarımının tüm üretim aşamalarını heyecanla izledim. Markanın ürettiği tüm tasarımların güncel yorumlarının da çalışıldığı atölyede, bir çağdaş sanat galerisi bulunuyor.

Kopenhag’da alışveriş denince akla Stroget geliyor. Burası sadece yayalara açık olan rahat ve geniş bir cadde, ikinci gün ilk adresim, bu caddedeki mavi beyaz porselenleriyle 240 yılı geride bırakmış Royal Copenhagen’in ana showroom’u oldu. 400 yıllık muhteşem bir tarihi binanın dört katına yayılmış olan marka, porselen tasarımlarıyla mekanın her bir köşesini incelikle ve birbirinden farklı şekilde dekore etmiş. Markanın alameti farikası ‘Blue Fluted Plain’ desenini kaselere boyadığım workshop çok zor ama çok zevkliydi. Fabrikasında sırlandıktan sonra kasenin adresime gelmesi, seyahatten kalan harika bir hatıra oldu, iki yandaki kapıdan Georg Jensen’in gümüş dünyasına giriş yapabilirsiniz.

Trend belirleyen tasarımlara imza atan markanın zarif mücevher, sofra takımı ve heykelsi aksesuarlarının dünden bugüne tasarım geçmişini görebilirsiniz. Aynı meydandaki üçüncü durak, canlı ve rengarenk mağazasıyla Hay Design oldu. Önceki markalara kıyasla yeni olan markanın, iskandinav tasarım dilini güncelleyerek günümüze uygulamalarını inceledim. Burası Kopenhag’ı ziyaret edenler ve farklı bir hediye almak isteyenler için de harika bir seçenek! Nordhavn’da bulunan ana ofis ve showroom’uyla büyük bir alana yayılan köklü tekstil markası Kvadrat tasarım direktöründen yeni sezon kumaş trendlerinin yanı sıra tüm iskandinav tasarım markalarının birbiriyle iş birliğiyle çalışarak birlikte büyüdüklerini öğrendim. Gezim, tasarım tarihini özetleyen Danimarka Tasarım Müzesi ile son buldu. Danimarka’nın konumu itibariyle hem geleneksel yapıyı içinde barındırması, hem de dış dünyanın yeniliklerine açık olması bugün hala hayran olduğumuz, zamansız tasarımlar sundu tasarım dünyasına… Hayranlığımı pekiştiren bu geziyi mutlulukla sonlandırdım.

BAVULDA NE OLMALI?

Kopenhag yılın yarısından fazlasını soğuk ve karanlık günlerle geçiriyor. Diğer iskandinav şehirlerine göre daha güneyde olmasıyla bir nebze ılıman olsa da siz sıcak tutacak kıyafetler almayı unutmayın!

Tasarım Turu Kopenhag_1.jpgTasarım Turu Kopenhag_26.jpgTasarım Turu Kopenhag_2.jpgTasarım Turu Kopenhag_17.jpgTasarım Turu Kopenhag_0.jpgTasarım Turu Kopenhag_5.jpg

Ev Dekorasyon Genç Odası

Yeni bir yıla girerken insan kimi zaman mekanda da yenilikler isliyor. Bazen bunu gerçekleştirmek çok kolay gibi görünse de işe koyulunca aslında ne kadar zor olduğu anlaşılıyor. Majör değişiklikler sanırım herkes için en zorudur. Bir odayı ya da komple yaşam alanını baştan aşağı değiştirmek gerçekten de çılgınlık gibi görünebilir. Yeni bir yılın ilk ayı ocak için mekanı ısıtacak ama hepsinden öte bambaşka bir hava katacak bir önerim var: Şömineler. Yeni yapılan birçok konutta izine bilen rastlanmayan bu nadide parçaların arkasında önemli bir el işçiliği saklı. Ustaların mermeri nakış gibi işlemesiyle hayat bulan şöminelerin dış giydirmesi, iç haznesi ve ateş sepetiyle en temel parçalar birbirini tamamlar. Günümüzün konut ihtiyaçlarına ise çok daha pratik çözüm bulmaya başlayan şömine üreticileri artık yalnızca odunla ısınan değil; sıvı gazlı, elektrikli ve hatta doğal gazlılarını da üretmeye başladı. Hepsinden birer örnekle karşınızda şömineler…

Günümüzün doğal gazla ısınan mekanları için şömine başlan tasarlanıyor diyebiliriz. Eğer “Odunun çıtırtısını ve is kokusunu çok aramıyorum, diyorsanız ve alevlerin yarattığı ambiyansı istiyorsanız, bu ürün muhteşem bir çözüm sunuyor. Doğal gaz hattına bağlanan bu sistem, odun şöminesinin ihtiyaç duyduğu birçok angaryadan da sizi kurtarıyor. Modern ve minimal çizgileri, şık görüntüsü zamanın ruhunu yakalıyor.

YEŞiL NOKTA YARATICI ÇEVRECiLER

Biri geçmişten ilham alan, diğeri ise insanlığın geleceğine dair iki yeşil haberimizi var: Vazoda yetişen sümbüller ve güneş panelleriyle yeşillenen metro istasyonları

Ev dekorasyon genç odası_0.jpgEv dekorasyon genç odası_8.jpgEv dekorasyon genç odası_9.jpgEv dekorasyon genç odası_13.jpgEv dekorasyon genç odası_18.jpgEv dekorasyon genç odası_25.jpgEv dekorasyon genç odası_27.jpgEv dekorasyon genç odası_7.jpgEv dekorasyon genç odası_3.jpgEv dekorasyon genç odası_5.jpg

LALE MANSUR’UN EVİ

Ünlü orkestra şefi CEM MANSUR ve eski balerinoyuncu LALE MANSUR çifti yaşamak için bundan on bir yıl önce Gümüşsuyu’ndaki apartman dairelerinden Arnavutköy’de müstakil bir eve taşınmaya karar vermişler. Yeşillikler içinde oldukça sakin bir sokakta konumlanan, renkli ve sıcak detayları ile öne çıkan evin dekorasyonunu Lale Mansur yapmış YAZI SERRA AKAR fotoğraflar BURAK TEOMAN

Şehrin kaosundan kendini kurtarmayı S kuş seslerinin hakim olduğu yemyeşil bir yerdeyiz, Mansur çifti tam da bu sebepten ötürü buraya $aya karar vermişler yıllar önce. Bahçesinden içeri girdiğiııza heybetli bir manolya ağacı çıkıyor. Yasemin ve plkımlm da renkleriyle göz kamaştırıyor. Huzuru iliklerinde fdebilejfekleri türde bir lokasyon seçmiş Mansur çifti kendileS! “Çajrsevdiğimiz Gümüşsuyu’nda otururken bu ev karşımıza ra tesadüfler eseri çıkmıştı, içini görür görmez ‘Burada ıak istiyorum,’ demiştim,” diye anlatmaya başlıyor Lale Mansur, evinin çini taşıyla bezeli balkonunda otururken. Semt Jplarak çok sevmelerine ve pratik bulmalarına rağmen Gümüşsüyü’rıun gittikçe artan gürültüsü onlara taşınma kararı F aldırtmış. “Ayrıca kedilerimizden dolayı bahçeli bir eve içten içe hep özlem duyardım,” diye anlatmayı sürdürüyor güler yüzlü ev sahibesi. Çift yılın yarısını Londra Haıııpstead’de, yazın birkaç ayını da Burgaz Ada’daki evlerinde geçiriyormuş.

“Evde en sevdiğim koku yanan şömineden yayılan odun kokusu. Bir de yazın bahçeden evin içine yayılan yasemin kokusuna bayılıyorum.”

Üç kattan oluşan 180 m2 kullanım alanına sahip bahçeli evin iki katı onların yaşam alanı olarak tasarlanmış. En alt kat depo olarak kullanılıyor. Evden bağımsız olarak bahçede Cem Mansur’un içinde kitchenette’i ve banyosu bulunan çalışma odası yer almış. Boğaz’ı yeşillikler arasından gören evin içi taşındıklarında baştan sona yenilenmiş, “içi eski ve çok kullanışsız tasarlanmıştı. Biz planını baştan sona değiştirerek hacmi büyüttük ve daha fonksiyonel bir hale getirdik,” diye belirtiyor Lale Mansur. Tadilat bir buçuk yıl kadar sürmüş. Evin üst katında yer alan balkon içeri dahil edilerek yatak odası genişletilmiş, alt kattaki banyo ve mutfak da baştan tasarlanmış. “Ben oldu bitti dekorasyona çok meraklıydım. En bayıldığım işlerden biridir mimari çözümlemeler. Bu evde her alan en doğru şekilde değerlendirildi. Hayalimde ne varsa onu gerçekleştirdim burada,” diye belirtiyor neşeyle Lale Mansur. Bunlardan biri de tavandan penceresi olan içi çok geniş oda şeklinde tasarlanmış banyoymuş.

Üst kattaki yatak odasının açıldığı siyah mermer ve ahşaptan oluşan ferah banyoyu tam da hayal ettiği gibi tasarlamış. Oldukça aydınlık evin duvarlarına, kırık beyaz ve içine siyah katılmış koyu gri renk hakim. “Dışarısı zaten o kadar renkliydi ki… içeride bu iki renk çok dengeleyici oldu. Tablolar da yeterince renk katıyor zaten,” diye anlatmayı sürdürüyor Lale Mansur. Ahmet Kaleli’den alman gribeyaz rahat keten oturma gruplarına Cumba’dan ahşaptaş bir yemek masası ve oturma bölümünde Beymen Home’dan metal şık bir orta sehpa eşlik etmiş. Kalın antik meşe parkeler de evin banyoları ve mutfağı olmak üzere tüm mekanlarında devam eden unsur olarak sıcak bir görüntü katmış. Alt kattaki salon duvarlarında ibrahim Safi, Arzu Başaran, Füreya Koral, Mevlüt Akyıldız, Murat Morova, Orhan Peker ve Abidin Dino gibi önemli Türk ressamlara ait tablolar göze çarpıyor. Oturma bölümündeki özel yapım şöminenin önünde Sultanahmet’teki Ernemet Halı’dan alınan ve buraya güzel bir enerji katan kırmızı Şarkışla kilimi serilmiş.

Cem Mansur’u ingiltere’deki öğrencilik yıllarından beri yaşadığı her evde ona eşlik eden ahşap John Broadwood piyanosu da salonda başköşede yerini almış. Cem Mansur, müzik eğitimini Londra’da City University, Ricordi Şeflik Ödülü’nü aldığı Guildhall School of Music and Drama ve daha sonrasında Leonard Bernstein’in öğrencisi olarak Los Angeles Filarmoni Enstitüsü’nde almış. Şimdi ise Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın başında yer alıyor. Lale Mansur da kendine uygun bir proje olmadığından oyunculuğa uzun bir süre ara verdiğini belirtiyor.

Mansur çifti evde dostlarına yemekli davetler vermeyi seviyorlar. “Mutfakta da orkestra şefi daima Cem’dir. Kendine has “Bu evin sahip olduğu ışık iyidir. Ayrıca dışarının rengi o kadar güzel yansıyor ki, üst katta siyahı cesurca kullanarak denge yarattım.”

Üst katın bir duvarında siyah, diğer duvarında kırık beyaz renk kullanılmış. Dünya klasiklerinden yer alan romanlar için Londra’da yaşadıkları dönemden fotoğraflar…

Kedileri Çiko ve Osman’a ait valiz şeklinde yatak da üst katta yerini almış.

Ahmet Kaleli’den; emprovize, özel tarifleri var onun. Her gelen çok beğenir yaptıklarını,” diye anlatıyor Lale Mansur. Evdeyseler yemek kanalları devamlı açıkmış. Tabii bir de Digiturk 102’den yayın yapan Mezzo kanalı var. Klasik müzik, opera, caz, dünya ve dans müziklerinin en güzel örneklerini sunan bir kanal bu. Filmleri çatıdaki oturma odasında izliyorlar. “Genelde geceleri izleriz. Geçenlerde BBC’de Woody Ailen belgeseline denk gelmiştik. Onun izlemediğimiz filmleri olduğunu fark ettik ve hemen arayı kapatmak için o filmleri bulup, izledik,” diye anlatıyor Lale Mansur. Ortak keyiflerden spor konusunda eşinin ondan ileride olduğunu söylüyor. “Ben evde yapıyorum genelde. Cem uzun yürüyüşler sever. Her seferinde farklı güzergahlar yaratır kendine,” diyor. Üst

kattaki oturma odasının bir bölümü çalışma alanı olarak değer Banyo tezgahı üzerinde Lale Mansur’un renklendirilmiş. Hemen yanında evin sevimli kedileri Osman ve takıları var. Farklı seyahatlerden alınmış hepsi.

Çiko’nun valiz şeklinde yatakları yer alıyor. Evin her metrekaresi en ince ayrıntısına kadar doğru değerlendirilmiş gözüküyor bu evde. Örneğin üst kattaki merdiven başında çiftin en sevdiği

Oda şeklinde tasarlanan banyoda Mudo Concept’ten bir makyaj masası yer alıyor.

Siyah kadife puf özel yapım dünya klasiklerine ait romanları için bir kitaplık daha yaratılmış. Cem Mansur daha çok biyografi, felsefe ve tarih kitaplar okumaya meraklı. Lale Mansur ise Stefan Zweig, Orhan Pamuk ve Ahmet Altan’ın kitaplarını çıkar çıkmaz alıp okuduğunu söylüyor. Bazen günlerce evden çıkmak istemediğini söylüyor Lale Mansur. Bu evin dinlendirici ve huzur veren atmosferi düşünülürse bu hiç de şaşılacak bir durum gözükmüyor.

LALE MANSUR_0.jpgLALE MANSUR_3.jpgLALE MANSUR_19.jpgLALE MANSUR_10.jpgLALE MANSUR_30.jpgLALE MANSUR_4.jpg

Ev Dekorasyon Örnekleri

Fulya’da Polat Tomers içinde bir butik… Mimar Gülşah Sürel Erdem, şimdilerde bir mücevher tasarımcısı. Erdem, House of DIV markasının hikayesini, sadece bir manzara fotoğrafından ilhamla ortaya çıkan mücevher koleksiyonunu ve yüksek enerjisini bizimle paylaştı.

House of DIV mağazasının kapı lerinden farkı ne mi? Tüm sorularınızın sından içeri girdiğinizde tüm cevabı röportajın içinde saklı… pozitifliği ve kocaman gülümsemesiyle Gülşah Sürel Erdem ile karşılaşırsanız Mimarlıktan mücevher tasarımına şaşırmayın! Bu, kendisinin her zamanki geçiş hikayenizi öğrenebilir miyiz?

Mücevher tasarlama fikrinizin çıkış noktası nedir?

Tasarım zaten benim hayatımın bir parçası. House of DIV, tasarımın dışında bizzat birşeyler üretmek istediğimde doğdu. Tasarladığım şeyin prototipini kendi ellerimle şekillendirebilmenin hazzını yaşadığım anda bir daha başka bir şey yapamadım. Yaklaşık bir buçuk yıl önce de bu hikaye başlamış oldu.

Nelerden ilham alırsınız?

Bazen bu koleksiyonda olduğu gibi gördüğüm bir manzara, bir müze gezerken gördüğüm bir form, okuduğum kitaptaki bir kavram… Ama kesinlikle ilham beklediğimde, yeni konu aradığımda ilk yaptığım şey seyahat etmek ve kitaplarıma gömülmek.

Nasıl bir çalışma ritüelinizvar? Çalışırken olmazsa olmazlarınız neler?

Mum ve canlı çiçek, çizim yaptığım beyaz masam, iki adet gönye, 10 santimlik milimetrik cetvelim, eskiz kalemlerim… Prototip yaptığım tezgahımda ise, her türlü kuyumcu malzemesi ama en çok da kalıp mumları…

Bir uğur ya da tılsımınız var mı?

Sabit bir uğurum ya da tılsımım yok.

Ama olsun istiyorum galiba. O yüzden bütün koleksiyonlanma kendilerine ait bir tılsım yapıyorum.

Hem dekorasyona, hem de modaya yönlendirme yapan ürünleriniz var…

House of DIV bir tasarım markası. Yalın, zarif ve zamansız bir çizgisi var. Tarzım yaşadığı mekana taşımak isteyenler için giyim stillerini sadece mücevher ile değil, çanta ve aksesuarlarla da tamamlamak isteyenlere Fashion ve Home Accessories ürün gruplan tasarladık.

Dekorasyon adına tasarladığınız koleksiyonu nasıl tanımlıyorsunuz?

Ev aksesuarı ürünlerimiz, ‘Megaron’ koleksiyonuna ait. Megaron, mimarlık tarihinde ev olarak kabul edilen ilk yapı, dört duvar ve bir kapıdan oluşuyor. Bu formu bazen bir şamdanın kaidesinde, bazen bir tepsinin kollarında, bazen de bir mumun kendisinde görebiliyorsu

Mücevherlerinizi diğerlerinden farklı kılacak hangi detaylar var?

Mücevherlerimi tasarlarken mutlaka tetik ve işlev, üç tane olmazsa olmazım. Koleksiyondaki her parça o koleksiyonun vazgeçilmezidir. O parça olmazsa, o koleksiyon da olmaz! O parça da o koleksiyonun dışında var olamaz. Bu neden, her birini çok özel ve farklı kılıyor.

Mimarlık mesleğinizin tasarımcı kimliğinize nasıl bir katfcısı var?

Mimarlik eğitimi, kişiye bambaşka bir vizyon kazandırır. Mimarlığın verdiği vizyon, ITÜ’den aldığım analitik düşünme yetisi ve çalışma hayatımın kazandırdığı süreç yönetme tecrübesi House of DlVin kısa sürede hızlı ve sağlam yol almasını sağladı.

Bir koleksiyon yaratmanız nasıl bir süreç? Ne kadar zamanınızı alı

Oncelikle içimde ışık yakan bir form, bir kavram ya da başka bir şey ile karşılaşmam gerek. Sonra konuyu derinlemesine araşunyorum. Eskizlerini ve grafiklerini hazırlıyorum, ilk prototipini yapıyorum. Sonra da diğer çizimler ve parçalar geliyor. ilk eskizlerin çıkması bazen bir gün, bazense aylarca sürüyor.

Severek takip ettiğini; ya da bolca satın aldığınız bir tasarımcı var mı?

Tiffany&Co. markasının tasarımcısı Francesca Amfıtheatr, Carlo Palmiero, Dimitris Huffy Stavropoulos, Evren Kayar, Aida Bergsen çok beğendiğim tasarımcılar.

Markanızı nasıl tanımlıyorsunuz? içeride neler var ve ürünleriniz nasıl bir kimliğe sahip?

Yalın, güçlü, zamansız ve anlam yüklü diyebilirim kısaca.

Ev dekorasyon örnekleri_0.jpgEv dekorasyon örnekleri_3.jpgEv dekorasyon örnekleri_1.jpgEv dekorasyon örnekleri_8.jpgEv dekorasyon örnekleri_5.jpgEv dekorasyon örnekleri_2.jpgEv dekorasyon örnekleri_9.jpgEv dekorasyon örnekleri_17.jpgEv dekorasyon örnekleri_4.jpgEv dekorasyon örnekleri_16.jpgEv dekorasyon örnekleri_10.jpgEv dekorasyon örnekleri_20.jpgEv dekorasyon örnekleri_13.jpgEv dekorasyon örnekleri_6.jpg

Genel

Ev Dekorasyonları İlginç

Beyaz lake yemek masasının etrafındaki vintage Thonet sandalyeleri çeşitli kafelerden toplanmış.

Stockholm’ün kendine has ve popüler semtlerinden birindeyiz. Lokal mahalle yaşamıyla restoran ve kafelerin çokç olduğu Vasastan semi i, şehrin tam ortasında. “Eşûeiki çocuğumla berabuzun zamandır buradaşıyoruz. Yaklaşık 17 seıjVoldujn için A evin her yeri ılarla NthDRi da uzun bir sie buradînŞayacağız gibi durwor çünkü bu evde hem mutlhem de yaşava faklarımızdan dmıyız,” diyerek söze giriyor, ev sahibesi Evelina Kravaev Söderberg. “Antre, salon, yemek bölümü, mutfak, banyo ve beş odadan oluşan evimiz 180m2 bir apartman dairesi. Evi ilk gördüğümüzde ışığından, havadar olmasından ve genişliğinden çok etkilendik. Bu evi bulduğumuz için çok şanslıyız.

O kadar bize ait bir parça oldu ki hiçbir yere taşınmayı düşünmüyoruz. işim gereği tasarım ve dekorasyonla çok içli dışlıyım. Dolayısıyla evimizin dekorasyonunu sıklıkla değiştiriyorum.

Bu da bize yenilik, tazelik verirken hayatımıza canlılık katıyor. ilk taşındığımızda evin duvarları renkliydi. Sarı ve turkuaz gibi bizim zevk ve beğenimize uymayan renklere boyanmıştı. Tüm evi baştan aşağı boyadık. Ana rengimiz beyaz oldu. Ahşap zeminleri harika bir orijinalliğe sahip olduğu için muhafaza ettik.

Evin iç planı da bizim yaşantımıza oldukça uygundu. Sadece banyoyu genişlettik. Ebeveyn yatak odası çok büyüktü.

Odanın bir kısmını banyoya dahil ettik. Ayrıca, salon ve yemek bölümü arasını açarak iki alan arasındaki geçişi büyüttük. Evin mevcut eski dolaplarını, kapılarını, pencerelerini olduğu gibi tuttuk. Açıkçası, evi boş bir tuval gibi bulduk ve döşedik.

y’Hnasına ait tasarımcılardı mobilyalarını yıllar içinde tandık ve evimizde yer verdik. IHes, Alvar Aalto ve Arne kjflnısen’ın tasarım klasiklerinRlcflHirkaç vintage parçamız var. Bunları günümüz tasarımcılarınııB H&M Home’un ürünleriyle bi r arada kullanmayı tercih eK, diye bahsediyor. flTıı dingin, rahat ve huzurlu Mv havası var. “Beyazı ana renk olarak kullanırken, ahşabın sıcaklığından yararlandık. Gri ve siyahlarla evin renk dengesini sağladık. Evin sakin ve rahat bir havası olsa da mükemmel ve organize olmayan bir hali de söz konusu. Bu da bizim karakterlerimizi yansıtıyor. Hatta bu evde yaşamaktan ne kadar çok keyif aldığımız da buradan anlayabilirsiniz,” diyen ev sahibesi, “Vintage eşyaları yeni tasarımlarla harmanlamak, yastık ve örtülerde desenleri karıştırmak, özel eşyalarla sanat eserlerini bir arada sergilemek bence işin sırrı. Stil dediğiniz, zaman içinde gelişir. Bir de üstüne kendinizi ifade edecek en doğru yaşam alanını bulup sevdiğiniz eşya ve objeleri bir araya getirirseniz, bu size büyük keyif verecektir,” diye ekliyor.

Salon evin tam ortasına konumlandırılmış. Pencerelerden süzülen ışık, eve mükemmel bir ambiyans katıyor. Dikdörtgen pencerelerin yanı sıra apartmanda sadece bizim daireye mahsus yuvarlak pencereler var ki bence çok dekoratif duruyorlar. Mobilyaların dışında toplandığım bazı aksesuar ve objelerimiz var. Zaman içinde farkında olmadan bir koleksiyoner olmuşum, meğer. Cam şişe, vazo ve kavanozlarım benim için önemli. Nerede zevkime uygun bir cam parça görürsem, alırım. Sonra da bunları H&M Home ürünleriyle birlikte

Dolaplar ve tabak takımları hep beyaz renkte tercih edilmiş. Mumluk ve şamdan H&M Home’dan.

“Eski ile yeniyi her ne kadar beraber kullanmayı sevsem de eskinin duygusu bambaşka oluyor. Ahşap kesme tahtaları italyan tasarımcı Andrea Brugi’ye ait,” diyor Söderberg.

kullanırım. Camın dekoratif yanını seviyorum ve hatta ışığın içinden geçişini de. Güzel form ve modellerin peşinden giderim. Bitpazarlarında kendimi kaybettiğim olur doğrusu,” diye samimiyetle anlatan ev sahibesi, “Sevdiğim objelerden köşeler hazırlamayı, StillLife düzenlemeler yapmayı pek severim. Ürünleri bir araya getirmekten, yerlerini değiştirmekten çok zevk alıyorum. Evdeki tekstil seçimlerimden bahsedersek, keten masa örtülerimi 60’lardan kalma vintage büfemizde saklıyorum. Yastıklar, koltuk üstü örtüler ve nevresimler H&M Home koleksiyonlarından seçildi. Perde kullanmadık. Eve giren güzel ışığı kesmek istemedik. Sanat eseri olarak bize ilham veren ve anılarımızı canlı kılan işleri tercih ediyoruz. O yüzden sanatçı teyzemin ve çocuklarımın işlerine evimizde yer verdik. Kitaplarla aram iyidir. işim gereği referans olarak çok kullanırını ve kitap almayı çok severim. Bitki olarak tercihim kaktüslerden yanadır. Her çeşidini severim. Su vermeyi unuttuğum için kaktüsler tam bana göre,” diye anlatıyor.

Ev sahibesi, dekorasyonla ilgili düşüncelerini de paylaşıyor.

“Ev dekorasyonunda fonksiyon, karakter ve iyi tasarım bir araya geldi mi zevksiz bir görüntü ortaya çıkmaz. Eşya seçimlerimizde hep bu fikirle yola çıktık ve estetiği olan kaliteli parçalar edindik. insan eliyle yapılmış tasarımları, mükemmel olmayan ürünleri tercih ederim. Vintage eşyaları severim çünkü yaşanmışlığı, tarihi, ruhu vardır. Örnek vermek gerekirse, evdeki gumuşıerı parlatmayı hiç sevmem; kararmış hallerini kullanırım. Aralara H&M Home’un ürünlerini ekleyerek stilimi tazelemeyi ve farklı bir karakter eklemeyi severim,” diyen Söderberg, “Evde olmayı ve misafir ağırlamayı çok seviyoruz. Bunun için evimizin ferah ve davetkar olması önemliydi. Bunu dekorasyonla başardığımızı düşünüyorum. Ayrıca, ev benim için sığmaktır. Beni korur, dinlendirir. işim gereği yaşam alanları için ürün tasarlamaktan çok zevk alıyorum; sonra evime gelip rahatlamayı ve yaşantımın keyfini çıkartmaya bayılıyorum,” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Ev dekorasyonları ilginç_1.jpgEv dekorasyonları ilginç_0.jpgEv dekorasyonları ilginç_10.jpgEv dekorasyonları ilginç_8.jpgEv dekorasyonları ilginç_3.jpgEv dekorasyonları ilginç_13.jpgEv dekorasyonları ilginç_14.jpgEv dekorasyonları ilginç_6.jpgEv dekorasyonları ilginç_4.jpgEv dekorasyonları ilginç_11.jpg

Blog

GÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE BOYA RENKLERİ

Baharı toprak tonları ile karşılıyoruz. Dekorasyonda trend olan gülkurusunun; acı kahve ve gri ile yakaladığı ahenkli uyumdan ilham almak için önerilerimize göz atın.

HAZIRLAYAN GÜLŞAH AYDUR

NEDEN SEViYORUZ? Soft, romantik ve feminen bir renk olan gülkurusu, oturma odası, yatak odası, banyo ve hol kullanımları için uygun. Gülkurusu ile birlikte kullanacağınız acı kahve ve gri tonları, sakinleştirici bir etki yaratacaktır. Üstelik kullanılan mobilya ve aksesuarların stillerine göre bu tonlarla ister romantik, ister Art Deco, ister dömiklasik bir stil yaratmak mümkün.

NASIL KULLANILMALI? Duvarlara gülkurusu rengini uygulamayı tercih ederseniz, dengelemek için açık gri mobilya ve perdeler kullanabilirsiniz. Zeminde acı kahve ahşap yüzey ile ortamı sıcak hale getirin. Duvar ve kanepenin uyumunu üzerine atacağınız desenli gülkurusu yastıklar ve koltuk şalları ile pekiştirin. Aksesuarlarınızda acı kahveyi kullanırsanız ortamı ısıtmış olacaksınız.

Duvarlara Yansıtın

Evinizin boyutlarına göre gülkurusu renginin farklı tonlarını tercih edebilirsiniz. Açık tonları daha küçük evlerde kullanarak odanızın daha geniş görünmesini sağlayabileceğiniz gibi büyük odalarda da koyu tonları daha samimi bir ortam yaratmak için kullanmanız doğru bir tercih olacaktır, iki farklı gülkurusu tonunu da birlikte kullanabilir ya da tek duvarda sedefli duvar kağıdı ile kombinleyebilirsiniz.

Gülkurusu, gri ve acı kahve 2016 senesinin trend renklerinden. Acı kahve ve gri tonlarını her zaman çok sevmişimdir. Pembe ve tonları çok alışık olduğum ve kullandığım renkler değil ama özellikle yurt dışında birçok projede daha sık görmeye başladığım renkler… Ben mekanda baz oluşturmayı seven bir tasarımcıyım; zeminde acı kahve tonlarını ahşapta kullanıp, perde, duvar ve kanepe gibi büyük mobilyalarda gri ve tonlarını kullanmayı tercih ederim. Yastık, puf ya da küçük pembe mermer gibi bir sehpa ile bu üç rengin aynı mekanda başarılı bir şekilde kombinleneceğini düşünüyorum.

Tıvnd ııs.com

Modadan güzelliğe, sağlıktan magazine, astrolojiden kültür sanata bir kadını ilgilendiren her şey önce Trendus.com’da!

Sürekli yenilenen zengin içeriği ile gündemi yakalamak, modayı takip etmek ve güzellik ipuçlarını öğrenmek için her gün mutlaka ziyaret edin!

GÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE_5.jpgGÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE_9.jpgGÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE_10.jpgGÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE_8.jpgGÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE_11.jpgGÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE_4.jpgGÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE_18.jpgGÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE_15.jpgGÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE_3.jpgGÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE_16.jpgGÜLKURUSU, GRi VE ACI KAHVE_17.jpg